Cilt

Cilt Sorunları

Cilt Sorunları


DOĞRU CİLT BAKIMI İÇİN CİLT SORUNLARINI BELİRLEMEK
Etkili cilt bakımı rutinleri oluştururken kişilerin cilt tiplerinin yanında mutlaka cilt durumları da incelenmelidir. Cilt durumu, çevresel faktörler, hastalık, ilaç kullanımı, stres vb. unsurlara bağlı olarak sonradan oluşmuş belirtilerdir. Bu çerçevede cilt analizi yaparken, kişilerin mevcut cilt durumlarını etkileyen cilt sorunlarının neler olduğunu belirlemek de önem taşır.

Akne
Akne cildin aşırı yağ (sebum) üretimi ve enfekte olması ile ortaya çıkan bir yağ bezi hastalığıdır. Ciltteki yağ bezlerinin boyutu ve sayısı kişinin genetik yapısı tarafından belirlenir. Vücuttaki androjenik (erkeklik) hormonların seviyeleri, yağ bezleri tarafından üretilen sebum miktarını kontrol eder. Androjen seviyeleri arttığında, cilt daha fazla sebum üreterek tepki verir. Stres gibi yaşam tarzı faktörleri hormonların aktivitesini etkileyebilir ve kirliliğe maruz kalma gözenekleriyi tıkayarak aknenin oluşumunu şiddetlendirebilir. Cildin yağlı bölgelerinde ve çoğunlukla yüz, boyun, sırt, göğüs, omuzlar ve bazen kalçalarda görülür. Akneyle ilişkili lezyonlar komedon, sivilce, kabarcık, beze ve kistleri içerir. Cildin estetik bütünlüğünü bozar, kişinin sosyal ve ruhsal düzenini etkiler. Bakım ihmal edildiğinde iz kalır ve en çok da yüz bölgesindeki izler estetik açıdan problem yaratır.

Yaşlanma
Cilt yaşlanması belirli bir süre boyunca biriken hem içsel (biyolojik) hem de dışsal (çevresel) faktörlerden etkilenir. Cildin yapısında, işlevinde ve görünümünde değişikliklere yol açan dejeneratif bir süreçtir. Biyolojik yaşlanma olarak da bilinen içsel yaşlanma, genetik, DNA ve metabolizma gibi çoğunlukla kontrolümüz dışında olan faktörlerden kaynaklanır. Çevresel yaşlanma olarak da bilinen dışsal yaşlanma ise dış etkenlerden kaynaklanır. Yapılan araştırmalar dış faktörlere bağlı cilt yaşlanmasının %80’nin UV radyasyonu, sigara, hava kirliliği, diyet, stres ve uykusuzluk gibi kontrol edebileceğimiz faktörlerden kaynaklandığını gösteriyor.

Hiperpigmentasyon
Hiperpigmentasyon, cildin koyulaşmasına neden olan aşırı melanin üretimidir. Ultraviyole ışınlarına maruz kalma ve hormonal değişiklikler aşırı melanin üretiminin başlıca sebepleridir. Ultraviyole ışınları, melanin üretimini tetikleyen serbest radikallerin üretimini teşvik eder. Serbest radikaller, elektron eksik olan basit moleküllerdir. Tekrar 'bütün' olmaya çalışmak için vücuttaki diğer moleküllerden bir elektron çalarlar ve böyle yaparak her seferinde fizyolojimizde küçük değişikliklere neden olurlar. Bunun sonucunda melanin kümeleri oluşturarak, cilt yüzeyinde düzensiz yamalara, çillere, yaşlılık lekelerine veya genel lekelere neden olurlar. Öte yandan hormonlar da melanositleri daha fazla melanin üretmeye teşvik ederek gebelik ve menapoz dönemlerinde hiperpigmentasyona neden olur. Melazma olarak bilinen hiperpigmentasyon yamaları olarak kendini gösterir. 

Nemsizlik ve Kuruluk
Nemsizlik ciltteki aşırı su kaybından dolayı meydana gelir. Cilt nemsiz kaldıktan sonra artık bariyer görevini sürdüremez. Cildin yüzey tabakasındaki suyun azalması, kaşıntıya, cilt gerginliğine, pullanmaya ve donuk görünüme sebep olur.  Yağlı ciltler de dahil olmak tüm cilt tipleri nemsizlik sorunu yaşayabilir. Kuruluk ise ciltte su yerine yağ seviyesi düşük olduğunda oluşur. İnce çizgiler ve kırışık görünüm kuruluğun habercisidir. Nemsiz ve kuru ciltlere sahip kişiler tahriş, kızarıklık veya tahriş edici maddelere karşı batma hissi gibi sorunlar yaşayabilir.

Hassasiyet ve Kızarıklık
Hassasiyet, nemsiz ve travmatize olmuş cilt ile karakterizedir. Cildin ürün uygulamalarına karşı toleransı azaldığında ve genellikle cilt lipit bariyeri işlevi bozulduğunda ortaya çıkar. Cildi tahriş eden dış etkenlere karşı kolayca alerjik tepki ve duyarlılık gözlemlenir. Sıcak hava, güneş ışınları, soğuk gibi çevre etkilerinin yanında lazer ve peeling gibi uygulamalardan sonra da oluşabilir. Ayrıca menapoz sonrası olgun ciltlerde de görülür.

Genişlemiş Gözenekler
Deri hücreleri epidermisin derinliklerinde yenilenir ve yeni hücreler oluşurken eski deri hücreleri yüzeye çıkar. Bu eski cilt hücreleri, cilt yüzeyinde birikerek cildin şişmesine ve gözeneklerin normalden daha büyük görünmesine neden olur. Yaşlanmaya bağlı elastikiyet kaybı, güneş hasarı sonucu cildin kalınlaşması ve cilt hücrelerinin gözeneklerin kenarlarında toplanması ve genetik faktörler, gözeneklerin genişlemesine neden olan başlıca unsurlar arasında yer alır.

İnce Çizgiler ve Kırışıklıklar
Kaşlarımızı kaldırdığımızda, çattığımızda veya gülümsediğimizde oluşan ifade çizgileridir. Cilt yaşlandıkça kolajen (cildin yapısını oluşturan fibriller) ve elastin (bağ dokusundan bulunan bir tür protein) sentezinden sorumlu hücreler azalmaya ve işlevini kaybetmeye başlar. Bunun sonucunda cilt daha ince, daha kuru ve daha az elastik hale gelerek ince çizgi ve kırışıklıklara yol açar.

Işıltı Kaybı
Zamanla cilt donuk ve cansız hale gelebilir. Bu genellikle cildin doğal deskuamasyon (ölü cilt hücrelerinin dökülmesi) sürecinin yavaşlamasından kaynaklanır ve yüzey kalıntılarının birikmesine neden olan günlük çevresel stres faktörleri tarafından şiddetlenir. Ciltte biriken kir ışığın cilt yüzeyinde yansımasını etkiler. Parlak ve ışıltılı bir cilt elde etmek için yüzey hücrelerinin ve birikintilerinin düzenli olarak dökülmesi gerekir. 

E-Bülten Üyeliği

SkinPrivée'nin cilt bakımı ve güzelliğiyle ilgili derlediği en güncel bilgilere ulaşmak için iletişimde kalın.

SkinPrivee